Son Güne Değin

İlk olarak: Orhun, Oktay (2020, 9 Eylül). Son Güne Değin. Manifold, çevrimiçi yayın: manifold.press içinde yer alan yazıya 10 Eylül 2020 tarihinde https://bit.ly/3kEUuAu direk bağlantısı üzerinden erişildi.
Görsel: Vasili Kandinski, "Troika", 1911, Almanya, mukavva üzerine yağlıboya, 69,7 × 97,3 cm, The Art Institute of Chicago, Arthur Jerome Eddy Anı Koleksiyonu (Ref. Kodu: 1931.509)

1
Geniş zamanın hükmü sona eriyor; her şeyin devinimsiz durduğu günler bitmekte. Teklik duruyor yerli yerinde ama artık tekil bir çözülüşten söz etmek mümkün gözükmüyor. Çokluk içinde ölmenin ya da yaşatmanın vakti şimdi. Ya ketum bir kuruntu ve topyekûn debeleniş ya da yeniyetme bir sağduyu ve hoyrat rotasyon.

2
Yaşam, sonlu bir ıstırabın aralıksız çekilmesi ya da omuzlardaki çözülüşün acısını önceden hissetmek değildir. Yaşam şimdinin ardına sızı ile yaklaşmak ya da bir dün arzusu içinde devinmek değildir. Şimdiyi yeniden doğmak için bir durak olarak görmek de değildir yaşam. Beklemek, değildir. Tam tersine! Yaşam, beklenmedik bir şimdidir, onun içinde kendini ve muhakkak bir başkasını eyleyene "Yaşıyor" denir; yoksa mütehakkimin yalanını kendi yüzüne kazıyana değil. Yaşamın gözeriminden uzak, erişilmez en güzel anı işte bu nedenle bitimidir. Ölüm bir arzudan çok, yaşamanın lavtasından çıkan efsunlu bir ezgidir, ara ara –kuşkusuz başkalarında– terennüm edilir.

3
Bu durumda insan acıyabilir ya da kendisini acındırabilir. İki durumda da kendi içinde, kendine bir düşman yaratabilir, hatta yaratması kuvvetle muhtemeldir. Böyle bir anda, kimin tuttuğu belli olmayan bir kargaburun zihni sıkıca yakalamış, onun tüm tutarlı bağıntıları büklüm büklüm kıvırmakta, çekiştirmekte ve koparmaktadır: İşte tam da bu anda kendini pekâlâ bir troykanın arkasında bulabilir insan ama atlara ne isim vereceğini bir türlü kestiremez, dahası kamçısının olmadığına yanar, bu yüzden de durmaksızın kendini tokatlar. Birbirinden farklı üç zamana koşmaya çabalayan atları dizginleyecek bir arabacı düşler. Sanrısında niyetsiz bir şimdiye –ortadaki ata– atlamayı, boynuna sarılmayı, atın yelesinin kendisini örtmesine müsaade etmeyi dener denemesine ama çok geç kalmıştır, artık bunların hiçbiri kalıcı değildir, şimdi geçmiş oldu ve gelecek şimdiye döndü. Üstelik, bir kez ehlileştirilmiş, sonrasında başıboş kalmış her at, elinde sonunda bir uçurum bulur: Evcil her hayvan vahşeti değil, bir kamçıyı arzular.

(Çok geçmeden bu satırları yazanın gözünü karga oyacak, soluk borusundan içeri yılan girecek, kaba etlerini kunduz kemirecek, içinden çürüyecek ve tabiatın içinde eriyecek. Ama daha değil, henüz değil, henüz yanıldığının farkında değil, o hâlde yanılıyor da denemez, o hâlde haklıdır, o hâlde okuyan ona hak vermelidir, o hâlde hâllerinden biridir haklı olmak. Üstelik, bir kez haklı olan her daim haklı olduğuna inanır.)

4
İnsan, ata öykünür. "Beni kendine bağla" der çoğu zaman bir kadın, bir adama. Dizginleri verir, sonra onların kendindeki bağını çözer; çeker gider. Hakkıdır. Erkekler kadınlardan daha çok öykünür ata. Ama yine de onlar kendilerini seyis sanır: Kadına "Beni kendine bağladın" demiştir adam; bir diğer adama ise "Kendini bana bağladı." Yalan söylemiştir. Sözü edilmemiştir ama o sıra üzengileri düşlemektedir. Ayağını geçirip sıkıca basmak ister, boşluktaki direnci sırtı hiç düşünmeden ezip geçmek, birinden bir diğerine, hepsine, tümüne... Yalnız, muktedir olanın mazeretleriyle, hep bir mahcubiyet içinde. Oysa o mahcup sıfat, kesif bir alkol kokusunda kankan dansçısını düşler, sıradanı arzulanır kılan da budur: Nezaket takas edilir alelade bir yerde, hudutları flu bir flört olur önce. Emsal teşkil eden bir çiftanlamlılıkla konuşur adam, nihayet gider bir başka kadınla. Zaman hangi kipte? O şu an, kendini sürgülüyor, farkında değil. Pejmürdedir artık. Haksızdı üstelik. Böylesinin pişmanlığı duyumsamasına dahi izin vermemeli. At onu kadranın dışına, gör bak: Zamanın içinde herkesin lehine bir boşluk.

5
Parlayan ata gelince, o da insana öykünür. Tamam işte, nihayet özgür, ama hayır, şimdi geri dönmek istiyor. Rüzgârla fısıldar şikâyetlerini son güne değin: Yanındakini kendinden bezdirir. Bezen at utanır. Utanan attan diğer bir at utanır, bu böyle sürüp gider: Nihayet, tüm yılkı utanç içinde. Uçurum orada, çok uzak sayılmaz, kesilmeden varabiliriz, hadi.

6
Hak, başıboş utancın haksız vakarıdır.