Zeyno Pekünlü ile Söyleşi

İlk olarak: Orhun, Oktay ve Pekünlü, Zeyno (2015, Aralık). Bu Aslında Bir Çeşit Atık Toplama İşi. Istanbul Art News (26), s. 24.
Görsel: Zeyno Pekünlü, "Bildiğim Her Şey" Sergisinden Fotoğraf. Sanatorium, 2015. Kaynak URL: https://bit.ly/2VK8sGL.

Yakın zamanda 14. İstanbul Bienali, Jakarta Bienali 2015, Kiev Bienali 2015 gibi önemli grup sergilerinde yer alan Zeyno Pekünlü ile “Bildiğim Her Şey” sergisindeki buluntu videolar üzerine söyleşirken, kendisi yaptığı işi ‘bir çeşit atık toplama’ olarak betimledi. Ama aslında ortaya koyduğu bundan daha fazlası: Onun buluntu imajlar, videolar ve metinlerle başlayan serüveninde istifçiliği koleksiyonculuğa, yığıntıyı nizama çeviren bir şeyler var. Mevcut toplumsal durumun yanlış kodlarını bozan ve altını oyan işler bunlar. Deyim yerindeyse çöpten çıkardığı imajları yeniden kurgulayarak kanıksanmış ve değerli olduğu var sayılanı tarihin çöplüğüne gönderiyor.

“Bildiğim Her Şey”de yer alan işleriniz nasıl ortaya çıktı?

Sergide dört çalışma yer alıyor. Bir süredir bilgiyi, enformasyonu nasıl üretiyoruz, yayıyoruz, unutuyoruz, hatırlıyoruz; kişisel olanla toplumsal olan hangi noktada ayrılıyor, hangi noktada çakışıyor; işe yarayan ve yaramayan, kullanım değeri olan ve olmayan bilgiyle ne yapılabilir gibi sorular etrafında düşünüyordum. Bu soruların ağırlığı belki de Türkiye’de yaşayan insanlar için son yıllarda iyice arttı. Sürekli gözümüzün önünden, timeline’lardan, news feed’lerden enformasyon akıyor, üç saat önceki bilgi üç saat sonra geçersiz ya da eski, ilgisiz kalabiliyor. Bu sergiye koyduğum işlerin tamamı bu araştırmadan, meraktan çıkan çalışmalar. Benzer sorular etrafında bir yandan sosyal paylaşım platformlarına yüklenmiş ‘how to?’ videolarındaki kendinden menkul uzmanlara, bir yandan bütün bir çalışma hayatının üzerine kurulduğu eğitim sisteminin hack’lenmesine, bir yandan da kişinin ömrü boyunca biriktirdiği bilgi, enformasyon, haber, hatıra, dedikodu yığınına bakmaya çalışıyorum.

Peki, klasik resim eğitimi aldıktan sonra video çalışmalarına ağırlık vermeniz nasıl gerçekleşti? Bu iki tarz arasındaki ifade farklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Resim eğitimini çok severek ve isteyerek aldım ancak zamanla ilgilendiğim konuları resim malzemesiyle ifade etmek zorlaşmaya başladı. Malzemenin değişmesindeki etkenlerden biri de popüler mecraların ürettiği malzemeye ilgi duymam oldu, ki bu mecralar daha çok dijital ağırlıklı. Çalışmalarımın neredeyse yarıya yakını video ancak yalnızca video da çalışmıyorum. Her fikir, her proje kendi malzemesini arıyor ve buluyor; bu bazen resim, bazen metin, bazen fotoğraf, bazen de video oluyor. Dolayısıyla resmin karşısına diğer malzemeleri koymuyorum ya da bunlar daha iyidir, üstündür demiyorum, sadece malzeme konusunda esneğim.

Çalışmalarınızda buluntu olanla ilişkiniz, onun kimlikleri inşa ederken üstlendiği rol dikkat çekiyor; bu merak nereden kaynaklanıyor?

Popüler mecralarda üretilmiş görüntü ve metinler kendi kurgusu içinde birtakım söylemler gizliyor. Verili kabul ettiğimiz ya da dalga geçip omuz silktiğimiz pek çok popüler görüntü ve metin aslında değiştirmek istediğimiz söylemleri, anlayışları yeniden ve yeniden üretiyor. Bu söylemleri işaret etmek, üzerine doğrudan söz söylemek yerine bazen yeniden düzenleyerek, bazen de sadece üst üste yığarak araştırmaktan hoşlanıyorum. Yeniden düzenlemenin izleyici adına doğrudan katarsis yaratmak yerine bir eleştirel alan açtığını, bu alanda herkesin kendi tecrübesi doğrultusunda malzemeyle ilişkilendiğini düşünüyorum. Örneğin “Bir Kadına Ürkütmeden Nasıl Dokunursunuz?” videosundaki kendinden menkul uzmanlardan birinin videosuyla Youtube’da karşılaştığınızda gülüp geçebilirsiniz. Ancak aynı malzemeden arada farklılaşan yorumlarla milyonlarcasının olduğunu bilmek ve bunları yeni bir düzende kurgulamak, montajlamak aslında bize biçilen kadınlık ve erkeklik rollerini, erkekliğin ne olarak algılandığı sorusunu kendime ve izleyiciye sormama yarıyor. Bu çalışmayı yaparken sohbet ettiğim, eleştirisini almak için videoyu gösterdiğim erkek dostlarımın bir kısmı “İyi oldu, birkaç numara öğrendim” diyebiliyor. O 17 dakikalık sürede kendini kaptırıp güya karşı olduğu söylemin içinde kaybolabiliyor. Bu şekilde iş yapmak, üzerine tekrar bir şey söylemeye çalışmamak izleyicinin kendi kendisiyle, kendisinin bu rolleri ne kadar içselleştirdiğiyle yüzleşmesini sağlamayı amaçlıyor. Başarıp başaramadığı, çalışmalar izleyiciyle buluştuktan sonra onların takdirine kalıyor.

Erkek egemen toplumsal cinsiyet normlarını ve rollerini tersyüz etmek sizin “Sus Kimseler Duymasın” ve “Erkek Erkeğe” videolarınızda göze çarpan bir temaydı; burada da yine aynı şekilde “Kendine ait bir banyo” videosunda bu roller tartışma konusu ediliyor

Sergideki çalışmaları asıl birbirine bağlayan konu bu olmamakla birlikte hem “Kendine Ait Bir Banyo”da, hem de “Bir Kadına Ürkütmeden Nasıl Dokunursunuz?”da erkeklik araştırması önemli bir yerde duruyor. Bu iki videonun beni asıl ilgilendiren çıkış noktası internetin deneyim paylaşımında açtığı kanallar ve kendinden menkul uzmanlar üretme potansiyeliydi. Bu konuya başka set videolarla da yaklaşabilirdim ama beni en fazla şaşırtan, varlığından haberdar olmadığım Youtube kanallarını ele almayı tercih ettim. Youtube’da muhtemelen kadınlara güzellik tavsiyesi veren yüzlerce, binlerce video olduğunu tahmin edersiniz ancak “Kendine Ait Bir Banyo” aynı sayıda videonun erkekler için de olduğunun keşfiyle başladı, erkeklerin izleyiciyi yarı çıplak bir şekilde banyolarına davet etmeleri, süslenmekten, taranmaktan çekinmemeleri, bunu paylaşıyor olmaları erkekliğin çok göz önünde olmayan bir veçhesine yaklaşmamı sağladı. “Bir Kadına Ürkütmeden Nasıl Dokunursunuz?” videosu ise erkekliğin daha az sevimli, daha agresif bir yönüne bakıyor. Bu videoyu oluşturan videolar Google’a ya da Youtube’a “Nasıl kadın tavlarım?” sorusunu sorduğunuzda karşınıza çıkacak ilk videolar. Bu soruyu 12 yaşında bir çocuk da, yetişkin bir erkek de sorabilir ve karşılaşacağı şey kadınlardan avcılık terimleriyle bahseden, kadına ‘hedef’ diyen, onu arkadaşlarından, yani ‘sürüden’ ayırmaktan bahseden, kadınlığa ve erkekliğe dair bir dizi sözde bilgiyi defalarca tekrar eden sözde uzmanlar olacaktır. Dolayısıyla bu video kadınlığa ve erkekliğe dair, sanki bütün dünyayı biyolojik cinsiyet üzerinden hop diye ikiye bölmek mümkünmüş gibi gözümüze sokulan popüler söylemlere olabilecek en agresif örnek üzerinden bir bakış. Agresif olduğu için rahatsız da ediyor ancak aynı bu söylemlerin yumuşatılmış, allanıp pullanmış versiyonlarını her yerde bulmak mümkün

Buluntu malzemeyi temellük etmek, bağlamından koparmak, göstergelerini yeniden kurmak vb. aynı zamanda sanatçının nesneler ve şeyler üzerindeki tahakkümünü imlemiyor mu?

Elbette. Serginin sorduğu sorulardan biri de bu zaten. Bilgi, enformasyon kimin? Kim tarafından üretiliyor? Kim tarafından yayılıyor? Web’in dipsiz kuyularında kimler hangi ‘doğruları’, ‘tavsiyeleri’ üretiyor? Sıkıştırılıp sınav formuna sokulmuş bilgi bize ne söylüyor? Bilgisini sınamaya çalıştığımız insanlara, ‘ancak bu şekilde bu dünyada bir yerin olur’ dediğimiz insanlara sistemi hacklediği için kızabilir miyiz? Bu soruları sorarken yaptığım çalışmalarla ben de bir bilgi, enformasyon üreticisine dönüşmek zorundayım ve dolayısıyla çalışmalarım da sorduğum soruların muhatabı olmak zorunda. Var olmayan herhangi bir şey üretmek, bir söz söylemek, ister istemez bir tahakkümü içeriyor ancak bu demokratik zemini sekteye uğratan bir şey değil. Birincisi, bulunmuş ya da bir araya getirilmiş olanla izleyicinin nasıl ilişkileneceği kendisine kalmış bir şey. İkincisi, benim bulduklarıma yaptığım aynı şekilde benim ürettiklerime de yapılabilir. Benim ardımda bıraktıklarım başkasının malzemesine dönüşebilir. Bu aslında bir çeşit atık toplama işi. Üretilen bilgi, web kültürü, bilginin demokratikleştiği miti ardında dev bir enkaz, tüketilip kenara atılmış parçalar bırakıyor. Bu döküntüleri alıntılamak, montajlamak ya da sadece göstermek söylemleri açık etmenin, baskın olanı deşifre etmenin metotlarından biri.